Türkiye Triatlon Federasyonu’nun 2026 yarış takviminde benim için birbirinden önemli üç etap vardı. Sezona İzmir etabıyla başladım, ardından Salda Gölü etabı geldi ve sezon finali niteliğindeki Çaycuma yarışıyla kupayı tamamladık.
Bu yıl benim için ayrı bir anlam taşıyordu çünkü ilk kez duatlon branşında yarıştım.
Duatlon; koşu, bisiklet ve tekrar koşudan oluşan yüksek dayanıklılık gerektiren bir branş. Görme engelli sporcular ise PTS1 kategorisinde yarışıyor. PTS, “Para Triathlon Standing” yani ayakta yarışan paratriatlon sporcularını ifade ediyor. Görme engelli sporcular yarışlara koşuda gören bir kılavuz koşucu, bisiklette ise pilot olarak eşlik eden gören bir bisikletçiyle katılıyor.
Benim bu yolculuktaki en önemli şansım, hem yarış partnerim hem de uzun soluklu yol arkadaşım olan Engin Balaban.
2025 yılının Nisan ayından bu yana birlikte birçok bisiklet yarışına katıldık. Çeşitli dereceler elde ettik, neredeyse katıldığımız her yarışta kürsü gördük. Bu başarılar motivasyonumuzu güçlendirirken hedeflerimize daha sıkı sarılmamızı sağladı. Müthiş bir insan, harika bir partner.
Sezonun İlk Etabı: İzmir
Türkiye Kupası’nın ilk etabı 14 Şubat’ta, yani Sevgililer Günü’nde İzmir’de başladı.
Benim için yarış, uykusuz geçen bir İstanbul-İzmir yolculuğuyla başladı. Sabah erken saatlerde uçaktan iner inmez doğruca yarış alanına geçtim.
Yarış, Sasalı Tabiat Parkı içerisinde gerçekleştiriliyordu. Atmosfer gerçekten etkileyiciydi. Neredeyse sıfır araç, sıfır şehir gürültüsü… Sadece doğa, yarış heyecanı ve bitiş çizgisinde yükselen seyirci coşkusu.
Hava güneşliydi ama rüzgâr oldukça sertti. Özellikle bisiklet etabında bunu fazlasıyla hissettik.
Koşu antrenmanlarımı düzenli yapamadığım için tempom istediğim seviyede değildi. Bu nedenle yarışa kontrollü başladık. Nabzımı dengeleyerek, bisiklet ve ikinci koşu için enerji saklayan bir strateji izledik.
Burada bir parantez açmam gerekiyor: Engin Abi’nin koşu performansı benden daha iyiydi. Ancak birlikte koştuğumuz için onun benim tempoma uyum sağlaması gerekiyordu. İşte tandem sporunun en özel yanlarından biri de bu; bireysel performanstan çok ortak ritim önemli.
İlk değişim alanına geldiğimizde hızlıca ayakkabılarımızı değiştirdik, kasklarımızı takıp bisiklete geçtik.
Bisiklet etabı benim doğal alanım.
5 kilometrelik koşunun ardından gelen 20 kilometrelik bisiklet bölümü benim için adeta aktif dinlenme gibiydi. Rüzgâr istediğimiz hızlara çıkmamızı zorlaştırsa da iyi bir performansla ikinci değişim alanına döndük.
Son 2,5 kilometrelik koşu ise tahmin ettiğimden zordu.
Enerji jellerimi zamanında almama rağmen ikinci koşuda bacaklarım çok daha ağır hissettiriyordu. O noktada beni taşıyan şey fiziksel güçten çok yarışı tamamlama motivasyonuydu.
Ve sonunda bitiş çizgisi…
Bir yarışı tamamlamanın verdiği o tarifsiz gururla finisher madalyamızı aldık.
1 saat 52 dakikada yarışı tamamladık.
PTS1 kategorisinde yarışan tek görme engelli sporcu olduğum için kürsüye çıkmak için yarışı bitirmem yeterliydi. Ancak orada bulunma sebebim sadece derece almak değildi.
Bu yarışta bulunmamın asıl amacı, görme engelli paraduatlon sporcularının da var olduğunu göstermekti.
Farkındalık yaratmak istedik. Umarım sporun içinde olan ya da olmayan birilerinin dikkatini çekebilmişizdir.
Çünkü sporun içinde olmak, hedeflerinin peşinden koşmak ve sınırlarını zorlamak gerçekten tarif edilmesi güç bir duygu.
Bu yarış aynı zamanda benim için bir ilkti çünkü ilk kez Ata Yahşi Spor Kulübü formasıyla yarıştım.
Kaçırdığım Etap: Salda
Türkiye Kupası’nın ikinci etabı olan Salda Gölü yarışına katılamadım.
Evlilik sürecinin yoğunluğu ve yaşadığım sağlık sorunları nedeniyle bu etabı pas geçmek zorunda kaldım.
Katılamadığım için üzgündüm ama yarış günü koşulları düşündüğümde bunun belki de doğru karar olduğunu düşünüyorum. Eksi derecelerde hava, sabah yağan kar ve zorlu parkur…
Orada mücadele eden tüm sporcuları içtenlikle tebrik ediyorum.
Ben yarışamadım ama Engin Abi bireysel olarak start aldı.
Final: Çaycuma
Ve geldik sezon finaline…
Daha önce hiç Zonguldak’a gitmemiştim.
Aslında Batı Karadeniz’i uzun zamandır görmek istiyordum. Çaycuma bu bölgeyle tanışmam için güzel bir başlangıç oldu.
Yedi saatlik otobüs yolculuğunun ardından vardık. Kayıtlarımızı yaptık, kitlerimizi aldık, akşam yemeğimizi yedik ve dinlenmeye çekildik.
Ertesi sabah hafif kahvaltının ardından yarış alanına geçtik.
Çaycuma Belediyesi ve kaymakamlık organizasyonu gerçekten çok iyi hazırlamıştı. Her detay düşünülmüştü.
5 kilometrelik ilk koşuda kendimi iyi hissediyordum ama nabzım beklediğimden yüksekti. Üçüncü kilometreden sonra bu durum zorlamaya başladı.
Aktif dinlenmeleri kısa yürüyüşlerle yaparak denge kurmaya çalıştım.
Bisiklete geçtiğimiz anda yine rahatladım.
Parkur teknik açıdan oldukça zorluydu. Keskin virajlar ve U dönüşleri tandem bisikletlerde ciddi tempo kaybı yaratıyor.
Buna rağmen bisiklet etabını 30,5 km/s ortalamayla tamamladık.
İkinci koşunun ilk turu kontrollü geçti.
Son 1,5 kilometrede ise tamamen mental güç devreye girdi.
Ve resmi sonuçlar açıklandığında güzel haberi aldık:
İzmir etabından 7 dakika daha iyi bir derece yapmıştık.
Çaycuma Duatlonu’nu da birincilikle tamamladık.
Türkiye Kupası puan sisteminde en az iki etapta yarışmak gerekiyor ve her birincilik 9000 puan getiriyor.
İki birincilikle Türkiye Kupası Şampiyonu olarak kupamızı kaldırdık.
Yeni Bir Başlangıç
Hem kişisel spor kariyerim hem de Ata Yahşi Spor Kulübü’nün ilk paraduatlon sporcusu olarak bu başarıya ulaşmak benim için çok kıymetli.
Bu sezon bana çok şey öğretti.
Daha disiplinli koşu antrenmanı yapmam gerektiğini, sınırlarımı zorlayabileceğimi ve doğru ekiple çok güzel başarılara ulaşılabileceğini bir kez daha gördüm.
2027 sezonu için şimdiden söz veriyorum:
Daha planlı çalışacağım, daha güçlü döneceğim ve daha iyi performans göstereceğim.
Çünkü sporun içinde olmak, mücadele etmek ve bu yolculuğu güzel insanlarla paylaşmak bana tarifsiz bir mutluluk veriyor.
Bu hikâye burada bitmiyor.
Aslında yeni başlıyor.




